Doktorsitesi.com

"Ben Yaratıcı Değilim" Yalanı: İçinizdeki Sanatçıyı Yeteneksizlik Değil, Korku Öldürdü

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
19 Ocak 202652 görüntülenme
Randevu Al
Çocukken korkusuzca resim yaparken, yetişkin olduğunuzda neden 'Benim yeteneğim yok' diyerek kendinizi durduruyorsunuz? Aslında içinizdeki sanatçıyı öldüren şey yeteneksizlik değil; zihninizdeki o acımasız 'İç Eleştirmen' ve hata yapma korkusudur. Bu makalede; mükemmeliyetçiliğin yaratıcı zihni nasıl felç ettiğini, 'En İyisi'ni ararken nasıl hiçleştiğinizi ve beyninizdeki o sansürcü gardiyanı susturarak tekrar üretken olmanın psikolojik yollarını anlattım.
"Ben Yaratıcı Değilim" Yalanı: İçinizdeki Sanatçıyı Yeteneksizlik Değil, Korku Öldürdü

Bir anasınıfına girip "Kim resim çizmeyi sever?" diye sorsanız, sınıftaki çocukların %90'ı heyecanla parmak kaldırır. Aynı soruyu bir plaza ofisinde, yetişkinlere sorsanız; insanlar gözlerini kaçırır ve "Benim yeteneğim yok, ben çöp adam bile çizemem" derler.

Peki o aradaki 20 yılda ne oldu? Yeteneğiniz mi buharlaştı? Hayır. Kaybettiğiniz şey yaratıcılık değil; "Hata yapma cesareti" idi.

Büyüdükçe, zihnimize acımasız bir gardiyan yerleşti. Biz psikolojide ona "İç Eleştirmen" (Inner Critic) diyoruz. Bu gardiyan, elinize kalemi aldığınız an fısıldamaya başlar: "Saçmalama, bu çok çirkin oldu, insanlar ne der, sen sanatçı değilsin, işine dön."

 

Yaratıcılık, doğası gereği kaotiktir, dağınıktır ve başlangıçta "kötü"dür. Ancak Mükemmeliyetçi bir zihin (yani SİZ), "kötü" olana tahammül edemez. Siz, ilk denemenizde Mona Lisa'yı çizmek, ilk taslağınızda Nobel'lik bir roman yazmak istersiniz.

 

Sonuç? O ilk cümleyi beğenmeyip silersiniz. O fırçayı elinize almaktan korkarsınız. Yaratıcılık bir musluksa; mükemmeliyetçilik o musluğun ucuna takılmış paslı bir tıpadır. Suyun akmasına izin vermezsiniz çünkü suyun berrakakacağından emin olmak istersiniz. Oysa yaratıcılık, önce çamurlu akar, sonra berraklaşır.

 

Beyin taramaları (fMRI), yaratıcı akış (Flow) sırasında beynin Dorsolateral Prefrontal Korteks bölgesinin (yani kendini denetleme ve yargılama merkezinin) sessizleştiğini gösteriyor.

 

Yani yaratıcı olmak için; beyninizdeki o "Yöneticiyi", o "CEO'yu" bir süreliğine odadan kovmanız gerekir. Sürekli "Bu mantıklı mı? Bu para eder mi? Bu beğenilir mi?" diye soran bir zihinle, yeni hiçbir şey üretemezsiniz. Sadece var olanı tekrar edersiniz.

 

Bu kilitlenmeyi açmanın yolu, "daha yetenekli" olmaya çalışmak değildir. Yolu, "kötü olma izni" vermektir.

  1. Nicelik, Nitelikten Önce Gelir: Picasso'nun 50.000'den fazla eseri vardır. Bunların sadece 100 tanesi "şaheser"dir. Geri kalanı antrenmandır, denemedir, çöptür. Şaheser yaratmak istiyorsanız, önce o çöplüğü doldurmak zorundasınız.

  2. "Taslak" Moduna Geçin: Yaptığınız şeye "Proje" demeyin, "Karalama" deyin. Beyniniz "Proje" kelimesini duyunca gerilir; "Karalama" kelimesini duyunca gevşer ve oyun oynamaya başlar.

  3. Sıkılmaya İzin Verin: Telefonunuzu elinizden bırakın. Yaratıcılık, sıkıntının çocuğudur. Beyniniz dışarıdan veri almayı (Instagram, mail, haber) kestiğinde; içeriden veri üretmeye (hayal kurmaya) başlar.

 

Yaratıcılık sadece ressamların veya şairlerin işi değildir. Bir krizi çözerken, bir sunum hazırlarken veya çocuğunuza masal uydururken de yaratıcısınız.

Lütfen o içindeki korkak gardiyana dönün ve şunu söyleyin: "Haklısın, berbat olabilir. Ama en azından benim olacak." Bugün kusursuz bir şey yapmaya çalışmayın. Bugün, sadece "bir şey" yapın.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzman Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan; terapi sürecini, kişinin bilimsel ve bütüncül yöntemler ışığında kendi potansiyelini ve değerini keşfettiği güvenli bir yolculuk olarak tanımlar.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünü Onur Derecesiyle tamamlamış, ardından Beykent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini bitirerek uzmanlığını almıştır. Akademik yetkinliğini kanıtladığı tez çalışmasında; insan psikolojisinin temel taşları olan depresyon, sosyal destek mekanizmaları ve ilişkisel dinamikleri (Akran Zorbalığı bağlamında) derinlemesine incelemiştir.

Mesleki yetkinliğini, Türkiye’nin en köklü kurumlarındaki saha çalışmalarıyla pekiştirmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki kapsamlı klinik staj programlarını başarıyla tamamlamış; Hollanda, Fransa ve Belçika’da Avrupa Birliği projeleriyle Türkiye’yi temsil ederek uluslararası bir vizyon kazanmıştır.

Terapilerinde tek bir kalıba bağlı kalmaz. Bütüncül Psikoterapi perspektifiyle; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Sistemik Terapi ve Psikodinamik Terapi gibi ekolleri danışanın ihtiyacına göre tecrübesiyle harmanlayarak kişiye özel bir yol haritası çizer.

Yetişkin ve ergen bireysel terapilerinin yanı sıra, Çift ve Aile Terapisi alanında; ilişki çatışmaları, iletişim sorunları ve duygusal kopukluk konularında çiftlerle de aktif olarak çalışmaktadır.

Şu anda Ankara’da, kurucusu olduğu ve Sağlık Bakanlığı ruhsatlı özel kliniğinde; yetişkin, ergen ve çift danışanlarına yüzyüze ve online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.