Doktorsitesi.com

Ana baba tutumu araştırmaları ııı

Klinik Psikolog Şahin Uçar
Klinik Psikolog Şahin Uçar
9 Nisan 2009536 görüntülenme
Randevu Al
Ana baba tutumu araştırmaları ııı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ebeveyn Tutumları ve Ergen Gelişimi Arasındaki İlişki

Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, ergenlerin akademik başarısı ve psikososyal gelişimi gibi kritik değişkenler ile ana-baba stilleri arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Literatürdeki bulgular, ebeveynlik yaklaşımlarının çocukların okul performansı üzerinde doğrudan ve belirleyici bir etkisi olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle demokratik tutumun, ergenlik dönemindeki bireylerin gelişim süreçlerinde anahtar bir rol oynadığı gözlemlenmektedir.

Demokratik Ana-Baba Stilinin Akademik Başarıya Etkisi

Steinberg ve arkadaşlarının (1989) 10-16 yaş grubu çocuklar üzerinde yaptığı çalışmalar, demokratik tutumun tüm bileşenlerinin akademik başarı ile olumlu ve yüksek düzeyde ilişkili olduğunu göstermiştir. 14-18 yaş grubunu kapsayan boylamsal araştırmalar da bu bulguları desteklemektedir. Ebeveynlerini demokratik olarak algılayan ergenlerin, diğer akranlarına oranla okulda çok daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Ebeveyn Stillerine Göre Ergenlerin Gelişimsel Farklılıkları

Lamborn ve arkadaşlarının yaptığı kapsamlı araştırmada, ergenler psikososyal gelişim, akademik yeterlik ve problem davranışlar açısından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ebeveyn stillerinin etkileri şu şekildedir:

  • Demokratik Ebeveynlik: Bu stile sahip ailelerin çocukları, akademik yeterlik ve psikososyal gelişimde en yüksek puanları alırken, problemli davranışlarda en düşük puanları sergilemektedir.
  • Otoriter ve İhmalkar Ebeveynlik: Bu iki stil arasında çocukların gelişimsel çıktıları açısından anlamlı bir fark bulunmamış; ancak demokratik stile göre daha düşük başarı seviyeleri gözlemlenmiştir.
  • İzin Verici Ebeveynlik: Okul başarısı üzerinde genellikle olumsuz bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

Sevgi, İlgi ve Koruyuculuk Düzeyinin Başarıdaki Rolü

Taris ve Book (1996) tarafından yapılan çalışmalar, çocukların gelecekteki akademik başarılarının ebeveynlerinden gördükleri sevgi ve ilgi miktarı ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirtmektedir. Araştırmacılar; ana-baba stili, sosyoekonomik düzey (SED), yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin kariyer üzerindeki etkilerini boylamsal olarak incelemişlerdir.

Ebeveyn AlgısıAkademik Çıktı
Sıcak ve Sevgi DoluYüksek başarı ve kesintisiz eğitim
Aşırı KoruyucuDaha düşük akademik başarı düzeyi

Sosyo-Ekonomik Düzey ve Güdüsel Faktörler

Sosyo-ekonomik düzeyi (SED) yüksek olan çocukların üniversiteye devam etme oranları, düşük SED grubuna göre daha yüksektir. Ancak SED'den bağımsız olarak, yüksek düzeyde ebeveyn ilgisiyle büyüyen çocuklar kendilerini daha yeterli hissetmekte ve özerk olmaya güdülenmektedir. Bu güdüsel faktörler, doğrudan okul başarısının artmasını sağlamaktadır.

Üniversite Dönemi ve Uzun Vadeli Etkiler

Baumrind tarafından üniversite öğrencileri üzerinde yapılan çalışmalar, ana-baba stilinin etkilerinin yetişkinliğe geçişte de devam ettiğini göstermektedir. Ebeveyn tutumları ile gençlerin kişilik yapısı, uyum süreçleri, akademik başarısı ve uyuşturucu madde kullanımı arasında anlamlı ve kalıcı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

Etiketler

İlişkiAnneTutumBabaAraştırma

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Şahin Uçar

Klinik Psikolog Şahin Uçar

Uzm. Psk. Şahin UÇAR, lisans öncesi öğreniminin ardından Uludağ Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde başladığı lisans eğitimini 2002 yılında tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. Yüksek lisans eğitimini ise 2008 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlamış ve lisansüstü derecesini almıştır. Ayrıca 2013 yılında Arel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünde ikinci lisans eğitimini ve 2016 yılında İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.