Panik atak!

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Panik Atak ve Panik Bozukluk: Kapsamlı Bir Bakış
Panik atak, aniden başlayan ve zaman içerisinde tekrarlayan yoğun huzursuzluk, sıkıntı ve korku nöbetleri olarak tanımlanmaktadır. Bu atakları yaşayan veya yaşayacağı konusunda tedirginlik duyan bireylerin hayat kalitesi belirgin bir şekilde değişir. Kişi; kontrolünü kaybedeceği, öleceği veya bayılacağı gibi ciddi endişeler taşır. Bu düşünceler, vücutta hızlı ve karmaşık reaksiyonlara yol açarak fiziksel belirtileri tetikler.
Panik atağı olan bireyler, ataklar arasındaki dönemlerde de gergin ve huzursuz bir ruh hali sergilerler. Her an yeni bir atak gelişebileceği korkusuyla gelişen bu genel endişe durumuna beklenti anksiyetesi adı verilir. Bu süreçte kişi evden çıkamamaya, yalnız kalamamaya başlar ve kendi bedensel sinyallerine karşı aşırı duyarlılık geliştirir.
Panik Atak Görülme Sıklığı
İstatistiksel verilere göre panik atak, kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülmektedir. Toplum genelinde her 100 kişiden yaklaşık 3-4'ü hayatının bir döneminde panik bozukluk yaşamış veya halen yaşamaya devam etmektedir.
Panik Bozukluğun Oluşmasında Etkili Olan Faktörler
Panik bozukluğun ortaya çıkmasında tek bir nedenden ziyade, biyolojik ve çevresel faktörlerin kombinasyonu rol oynar. Başlıca etmenler şunlardır:
- Uzun süreli stres koşullarına maruz kalmak.
- Geçmişte yaşanan kaza, savaş veya taciz gibi travmatik olaylar.
- Heyecanlı, pasif ve içe dönük kişilik yapısı.
- Beyindeki nörokimyasal maddelerin (kimyasal ileticiler) işleyişindeki bozulmalar.
- Genetik yatkınlık: Ailesinde panik bozukluk öyküsü olan kişilerin, olumsuz yaşam koşullarında bu rahatsızlığı geliştirme riski daha yüksektir.
Panik Atak Belirtileri Nelerdir? (DSM-IV Kriterleri)
Dünya genelinde uzmanların ortak dili olan DSM-IV kriterlerine göre, aşağıdaki belirtilerden en az dördünün aniden başlaması ve 10 dakika içinde zirveye ulaşması panik atağa işaret edebilir:
- Çarpıntı, kalp atışlarını hissetme veya hızlanma.
- Terleme ve tüm vücutta titreme/sarsılma.
- Nefes darlığı veya boğuluyor gibi olma hissi.
- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma.
- Bulantı veya karın ağrısı.
- Baş dönmesi, sersemlik ve bayılacakmış gibi olma hissi.
- Gerçek dışılık duyguları (derealizasyon) veya benliğinden ayrılmış olma (depersonalizasyon).
- Kontrolü kaybetme, çıldırma veya ölüm korkusu.
- Paresteziler (uyuşma veya karıncalanma duyumları).
- Üşüme, ürperme veya ateş basmaları.
| Dikkat Edilmesi Gereken Nokta |
|---|
| Bu belirtiler ciddi fiziksel hastalıklarla (kalp, beyin vb.) benzerlik gösterebilir. Bu nedenle panik atak tanısı, tüm tıbbi araştırmalar yapılıp fiziksel bir sorun bulunamadığında konulmaktadır. |
Panik Bozukluğun Sosyal ve Psikolojik Etkileri
Panik bozukluğu olan kişiler, fiziksel bir hastalıkları olmadığına ikna olmakta zorlanarak sık sık acil servislere başvururlar. Bu durum ekonomik ve zaman açısından kayıplara yol açar. Ayrıca şiddetli ölüm korkusu zamanla depresyona neden olabilir.
Birçok hastada agorafobi (alan korkusu) geliştiği için kişi aylarca evden çıkamaz; işini veya okulunu bırakmak zorunda kalabilir. Kalabalık ortamlara girememe ve yalnız kalamama en sık rastlanan kaçınma davranışlarıdır.
Panik Bozukluk Tedavi Yöntemleri
Panik bozukluk, profesyonel destekle tedavisi mümkün olan bir psikolojik rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde başarının anahtarı, kişinin rahatsızlığın psikolojik kökenli olduğunu kabul etmesidir.
Uygulanan Tedavi Modelleri
- Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını değiştirerek hastalıkla aktif mücadeleyi hedefler. Son derece başarılı sonuçlar verir.
- Medikal Tedavi: Gerekli görüldüğünde yeni kuşak antidepresanlar (SSRI) kullanılır. Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz ve yan etkileri düşüktür.
- Destekleyici Yöntemler: Nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri ve stresle başa çıkma yöntemleri hastanın atak anında kendini daha güçlü hissetmesini sağlar.
Önemli Not: Araştırmalar, psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulandığı yöntemlerin, sadece ilaç kullanılan tedavilere göre çok daha yüksek başarı oranına sahip olduğunu göstermektedir. Doğru tanı ve sağlıklı bilgi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.


