ÖFKE ÜZERİNE

Bu altta yatan duygular temel olarak; korku ve utançtır. Kişi çok korktuğu veya utandığı zaman bu hislerin temeliyle yüzleşmektense çevresine tepki olarak büyük öfke patlamaları yansıtır. Yani aşırı öfke çoğu zaman dışardan görülen duygu değildir, daha derindeki kırılgan duyguların zırhıdır. İnsan zihni korktuğunu, değersiz hissettiğini, utandığını, kontrolünü kaybettiğini, yaşadığı çaresizliği dışardan gözlerin fark etmesini istemez. Fakat hayat akışında gayet doğal ve herkesin yaşadığı bu duyguların en sağlıklı çözümü, en temeldeki kaynağa ulaşıp yüzleşmekten geçer. Daha güçlü görünmek adına yaşanan öfke nöbetleri, bu değersiz hissettiren duygulardan kimi zaman kişiye daha büyük zararlar verebilmektedir. Öfke, kişiye suni bir güç hissi verir. Ağlamak yerine bağırmak, yok sayılmış hissedildiğinde saldırıya geçmek, veya sıkışmış hissedildiğinde kendini savunan cümleler kurmak yerine küfür etmeyi tercih etmek gibi durumlar, kişiyi kendince “zayıf” gördüğü duyguları yaşamaktan kurtaran dürtüsel ve onu “güçlü” gösteren tepkilerdir. Yüzleşemediği ve yaşamaktan korktuğu her his bu tepkiler verildikçe daha da derinlere gömülür ve kişi hayatı boyunca bu hislerle sağlıksız yöntemlerle mücadele etme durumunda kalır.Zayıf görülen bu hisler genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde kişinin yaşadığı zor durumları sağlıklı çözebilecek bir ortam sunulmadığında yetişkinliğine aşırı öfke savunma mekanizması ile sirayet eder. “Bunu yaşamak beni yaralayamaz, üzemez.” Gibi bir bakış açısıyla kendi kırıklıklarını başkalarını kırarak onarmaya eğilim gösterir. Bu ne kadar kişiyi anlık olarak tatmin etse bile uzun vadede yüzleşemediği her duygu hayatında ona problemler yaratmaya devam eder. Öfke yalnızca bağırma ya da fiziksel patlama şeklinde ortaya çıkmayabilir. Tetiklenilen durumlarda bazı kişiler pasif agresif davranma, kin tutma, alaycı olma veya kendini cezalandırma eğiliminde bulunabilirler. Bunlar da aşırı öfkenin biçimleridir.Öfkenin temelindeki sorun anlaşılıp sağlıklı bir şekilde yaşanmalıdır. Bastırılmaması için kişi, zorlandığı hisleri tespit ettiği zamanlarda bu hisleri fiziksel veya duygusal olarak sağlıklı bir şekilde dışa vurmalıdır. Örneğin fiziksel aktiviteler, meditasyon, hisleri kağıda dökmek, bir terapistle konuşarak içsel sorunları çözmek gibi… Dışarı vurulamayan öfke içeride birikir ve çoğu zaman depresyon, kaygı ya da dürtüsel ataklar şeklinde günlük hayata olumsuz bir şekilde yansır. Öfkeyi anlamak aslında incinen tarafımıza dokunmaktan ve içimizdeki korkan, acı çeken sesi anlamaktan geçer. Aşırı öfke, etrafına zarar vermek isteyen bir kişiden çok onarılmamış bir sistemin göstergesidir. Doğru yaşandığında sınır çizmeyi, kendimizi korumayı ve savunmayı sağlayan bir araçtır.
Stajyer Psikolog Dilara Merve Aydın
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz

