İş Değiştirme Kararı Neden Bu Kadar Zor Gelir?

Zihin, öngörebildiği alanlarda daha düzenli ve sakin çalışır. Mevcut iş ortamı yıpratıcı olsa bile tanıdıktır. Günlük rutin, iş ilişkileri, beklentiler ve sınırlar bilinir durumdadır. Bu tanıdıklık, psikolojik açıdan bir güven alanı oluşturur. İnsan zihni, bildiği zorlukları bilmediği ihtimallere tercih etmeye eğilimlidir. Bu nedenle kişi, mevcut koşullardan şikâyet etse bile onları terk etmekte zorlanabilir.
Yeni bir işe geçme düşüncesi ise çok sayıda bilinmeyen içerir. Yeni bir ekip, farklı bir yönetim tarzı, performans beklentileri, kültürel uyum ve sosyal ilişkiler zihinde hızla değerlendirilir. Zihin bu değerlendirmeyi çoğu zaman dengeli bir şekilde yapmaz. Belirsizlik algısı arttıkça risk odaklı düşünme devreye girer. Bu noktada felaket senaryoları belirginleşir.
“Ya pişman olursam?”, “Ya daha zor bir ortamla karşılaşırsam?”, “Ya uyum sağlayamazsam?” gibi düşünceler karar sürecini baskılar. Bu düşünceler genellikle somut verilere dayanmaz. Zihin, belirsizliği tehdit olarak algıladığında eksik bilgiyi kaygı temelli varsayımlarla tamamlar. Olası kazanımlar geri planda kalır, kayıp ihtimali merkezde yer alır.
İş değiştirme kararını zorlaştıran önemli etkenlerden biri de sorumluluk algısıdır. Bu tür kararlar yalnızca iş yaşamını etkilemez. Maddi düzen, yaşam standartları, aile dengesi ve gelecek planları bu kararla bağlantılıdır. Zihin, çok sayıda alanı etkileyen bir adım söz konusu olduğunda hata yapma ihtimaline karşı daha katı bir kontrol ihtiyacı geliştirebilir. Bu kontrol ihtiyacı karar verme sürecini kilitleyebilir.
Bazı kişiler için iş, yalnızca bir gelir kaynağı anlamı taşımaz. Yapılan iş, kişinin kimliğinin önemli bir parçası hâline gelir. “Ne iş yapıyorsun?” sorusu, kişinin kendini tanımlama biçimini doğrudan etkiler. Bu durumda iş değiştirme düşüncesi, kimlik düzeyinde bir belirsizlik yaratabilir. Kişi, alıştığı rolü bırakmanın getireceği boşluk hissiyle yüzleşmekte zorlanabilir.
Geçmiş iş deneyimleri de bu süreci belirgin biçimde etkiler. Daha önce yaşanan olumsuz bir iş değişikliği, başarısızlık hissi ya da uyum sürecinde yaşanan zorlanmalar zihinsel bir iz bırakabilir. Zihin, benzer bir riskle karşılaştığında bu deneyimleri hatırlatır ve kişiyi korumaya çalışır. Bu koruma çabası, kişinin hareket alanını daraltabilir.
Psikolojik açıdan bakıldığında burada zorlayıcı olan unsur, kararın teknik boyutu değildir. Asıl zorlanan alan belirsizlikle birlikte hareket edebilme kapasitesidir. Zihin netlik ister, ancak yaşam her zaman net seçenekler sunmaz. İş değiştirme süreci bu nedenle kişinin belirsizliğe ne kadar tolerans gösterebildiğiyle yakından ilişkilidir.
Psikoterapi ve kariyer danışmanlığı süreçlerinde iş değiştirme konusu ele alındığında, yalnızca CV, hedefler ya da fırsatlar konuşulmaz. Kişinin risk algısı, kontrol ihtiyacı, öz yeterlik inancı ve geçmiş deneyimleri de sürecin önemli parçalarıdır. Amaç, kişiyi belirli bir karara yönlendirmek yerine karar sürecini daha sağlıklı, gerçekçi ve kişinin ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmektir.
Bazı kişiler için beklemek, harekete geçmekten daha güvenli hissettirebilir. Ancak uzun süreli erteleme, zihinsel yükü artırabilir. Karar verilmediğinde belirsizlik ortadan kalkmaz; aksine sürekli canlı kalır. Bu durum kaygı düzeyini yükseltebilir ve kişinin mevcut işine yönelik tahammülünü daha da azaltabilir.
Sonuç olarak iş değiştirme kararı, yalnızca kariyer planlamasıyla açıklanamaz. Bu karar; güven ihtiyacı, belirsizlik algısı, kimlik duygusu ve kişinin kendi kapasitesine duyduğu güvenle doğrudan bağlantılıdır. Bu süreci anlamak, daha dengeli, bilinçli ve uzun vadede sürdürülebilir kararlar alabilmenin temel adımlarından biridir.





