Derin ven trombozu tedavısınde (dvt) yenilikler

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Derin Ven Trombozu (DVT) Nedir?
Derin Ven Trombozu (DVT), bacağın derin toplar damarlarının pıhtı ile tıkanması sonucu oluşan ciddi bir damar hastalığıdır. Bu durum, genellikle kemik veya sinir hastalıklarına bağlı uzun süreli hareketsizlik durumlarında ortaya çıkar. Ayrıca ortopedi, kadın doğum, üroloji ve beyin cerrahisi ameliyatlarından sonra da sıklıkla görülebilen bir komplikasyondur.
DVT Belirtileri Nelerdir?
Derin ven trombozunun erken evrede fark edilmesi, tedavi başarısı açısından kritik bir öneme sahiptir. Hastalığın temel belirtileri şunlardır:
- Bacakta aniden gelişen şişme,
- İlgili bölgede belirgin kızarıklık,
- Üzerine basamayacak derecede şiddetli ağrı.
Tedavide Gecikilmesi Durumunda Görülen Belirtiler
Eğer müdahalede geç kalınırsa klinik tablo ağırlaşarak şu belirtilerle kendini gösterir:
- Bacak dokusunda sertleşme ve beyazlaşma,
- Ciltte soğuma ve su keseciklerinin oluşumu,
- Kan dolaşımının bozulması ve kronik ülserlerin (yaraların) gelişimi.
Teşhis Yöntemleri ve Erken Tanının Önemi
DVT teşhisinde ilk adım, deneyimli bir kalp damar cerrahı tarafından yapılacak olan fizik muayenedir. Kesin tanı için uzman bir radyolog tarafından gerçekleştirilen Venöz Doppler testi uygulanmalıdır. Hastalığın ilk 24-48 saat içerisinde teşhis edilmesi, tedavinin etkinliğini ve başarı oranını maksimum seviyeye çıkarır.
Modern DVT Tedavisi ve Yenilikçi Yaklaşımlar
Günümüzde DVT tedavisi, pıhtının konumuna göre stratejik olarak planlanmaktadır. Diz üstü ve karın içindeki büyük toplar damarlarda pıhtı saptanması durumunda, kasıktan küçük bir kesiyle girilerek özel balonlu kateter yardımıyla pıhtılar temizlenir.
Pıhtının diz altında olması durumunda ise streptokinaz ve benzeri pıhtı eritici ilaçlar tercih edilir. Bu ilaçlar damardan sistemik olarak veya doğrudan damar içine damla yöntemiyle verilerek pıhtının eritilmesi sağlanır.
DVT Tedavisinde Sık Yapılan Yanlış Uygulamalar
Tedavi sürecinde yapılan hatalı yaklaşımlar, hastalığın kronikleşmesine neden olabilir. Sıklıkla karşılaşılan yanlış uygulamalar şunlardır:
| Yanlış Uygulama | Olumsuz Etkisi |
|---|---|
| Doppler yapmadan teşhis koymak | Yanlış tanı riskini artırır. |
| Gereksiz antibiyotik kullanımı | Tedaviye katkı sağlamaz, zaman kaybettirir. |
| Sadece heparin ile yetinmek | Yeni pıhtıyı engeller ancak mevcut pıhtıyı yok etmez. |
Geç Kalınmış Vakalar İçin Tedavi Seçenekleri
Tedavide gecikmiş, bacağında şişlik ve ayak bileği çevresinde (iç ve dış aşık kemiği) ülserler oluşmuş hastalar için de çözüm yolları mevcuttur. Bu hastalarda süreç şu şekilde ilerler:
- Detaylı bir Doppler değerlendirmesi ile pıhtı eritici ilaçların uygunluğu kontrol edilir.
- Uygun vakalarda 1-2 günlük yatarak tedavi ile bacak şişliği indirilebilir.
- Eğer yaradan sorumlu bir perforan damar tespit edilirse, küçük bir cerrahi müdahale ile bu damar bağlanarak yaranın hızla iyileşmesi sağlanır.
Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
İlk DVT atağından sonra hastaların en az bir yıl boyunca Coumadin gibi kan sulandırıcı ilaçlar kullanması gerekir. Bu süreçte INR değerleri düzenli aralıklarla takip edilmelidir. Atakların tekrarlaması durumunda hekim, bu tedavinin ömür boyu sürmesine karar verebilir.
DVT Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Zamanında tedavi edilmeyen DVT, kalıcı bacak şişliğine ve iyileşmeyen yaralara yol açabilir. En tehlikeli komplikasyon ise pıhtının koparak akciğere gitmesi yani akciğer embolisidir (pulmoner embolizm). Bacağı şişen bir hastada soluk darlığı veya göğüs ağrısı gelişmesi, hayati risk taşıyan bir pıhtı atması durumunu akla getirmelidir.



