Doktorsitesi.com

Çocuklar ve tikler

Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan
Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan
5 Ekim 20081542 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklar ve tikler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tik Bozukluğu Nedir? Temel Tanım ve Özellikler

Tikler; ani, istemsiz, tekrarlayıcı hareketler, ifadeler veya jestler olarak tanımlanır. Genellikle kısa süreli olan bu eylemler, nadiren bir saniyeyi geçer. Tikler her ne kadar istemsiz olarak gerçekleşse de, birey tarafından kısa süreliğine baskılanabilir veya ertelenebilir.

En sık yüz ve boyun bölgesinde başlayan bu durum, genellikle normal bir davranışı andırır. Ancak bazı vakalarda tuhaf, dikkat çekici veya kişinin kendisine/çevresine zarar verebileceği bir boyuta ulaşabilir. Stres altında sıklaşan tikler, çocuğun özgüvenini zedeleyerek sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Tiklerin Sınıflandırılması ve Çeşitleri

Klinik açıdan tikler, karmaşıklık düzeylerine ve niteliklerine göre dört ana grupta incelenmektedir:

  • Basit Motor Tikler: Göz kırpma, yüz buruşturma, boyun çevirme ve ağız germe gibi temel hareketler.
  • Basit Vokal Tikler: Boğaz temizleme, burun çekme ve hırıltı sesi çıkarma gibi sesli eylemler.
  • Karmaşık Motor Tikler: Dokunma, koklama ve üzerine çeki düzen verme gibi daha kompleks hareket dizileri.
  • Karmaşık Vokal Tikler: Belirli kelimelerin sık tekrarı veya işitilen son seslerin/ifadelerin yinelenmesi.

Klinik Görünümlerine Göre Tik Bozukluğu Türleri

Tiklerin şiddeti ve sıklığı aynı kişide dahi zamanla değişkenlik gösterebilir. Klinik pratikte bu durumlar süre ve belirti kombinasyonlarına göre üç ana başlıkta toplanır:

Bozukluk TürüSüreBelirti Özellikleri
Geçici Tik Bozukluğu1 ay - 1 yıl arasıBir veya daha fazla basit motor/vokal tik görülür.
Kronik Motor veya Vokal Tik Bozukluğu1 yıldan fazlaMotor veya vokal tikler mevcuttur ancak ikisi aynı anda bulunmaz.
Tourette Bozukluğu1 yıldan fazlaBirden fazla motor ve vokal tik aynı anda görülür.

Tiklerin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Tiklerin kesin nedeni tam olarak belirlenememiş olsa da, genetik yatkınlık ve biyokimyasal süreçler üzerinde durulmaktadır. Ailesinde tik öyküsü olanlarda bu durumun görülme sıklığı daha yüksektir.

Beyin görüntüleme çalışmaları, bazal ganglion gibi bölgelerdeki yapısal farklılıkların tiklerle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ayrıca beyin-davranış ilişkisinde kritik rol oynayan dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin dengesindeki değişimler de önemli bir etkendir. Hormonal değişimler, doğum öncesi/sırası problemler ve psikolojik stres faktörleri de gelişim sürecini tetikleyebilir.

Görülme Sıklığı ve Eşlik Eden Durumlar

Tik bozuklukları erkeklerde kızlara oranla 1.5-3 kat daha sık görülmektedir. Araştırmalar, erkek çocukların %1-13'ünde, kız çocukların ise %11'inde yaşamlarının bir döneminde tik benzeri davranışlar görüldüğünü ortaya koymaktadır. Başlangıç yaşı genellikle 7-11 yaş aralığıdır.

Tiklere sıklıkla şu psikiyatrik ve nörolojik durumlar eşlik edebilir:

  1. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
  2. Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)
  3. Kaygı bozuklukları ve depresyon

Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Tedavi süreci, detaylı bir öykü alımı ve kapsamlı bir nörolojik muayene ile başlar. Tiklerin şiddeti değerlendirilirken, altta yatan diğer hareket bozuklukları (koreiform, myoklonus vb.) ayırt edilmelidir.

Tedavi Yaklaşımları:

  • Stres Yönetimi: İlk adım, stres etkenlerini belirlemek ve çocuğun kaygı ile başa çıkma becerisini artırmaktır.
  • İlaç Tedavisi: Yaşam kalitesinin bozulduğu ve karmaşık tiklerin görüldüğü durumlarda tercih edilir.
  • Davranışçı Tedaviler ve Aile Eğitimi: Ailenin çocuğa karşı olumlu tutum geliştirmesi hedeflenir.
  • Cerrahi Operasyonlar: Son yıllarda belirli beyin bölgelerine odaklı cerrahi müdahaleler alternatif bir yöntem olarak önem kazanmaktadır.

Etiketler

Çocuklar ve tikler

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan

Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.