Doktorsitesi.com

Televizyon ve şiddet

Uzm. Pedagog Hakan Emanetoğlu
Uzm. Pedagog Hakan Emanetoğlu
16 Mart 2010657 görüntülenme
Randevu Al
Televizyon ve şiddet
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Televizyonun Modern Yaşamdaki Yeri ve Şiddetin Kanıksanması

Günlük yaşantımızda fiziksel bir kavgaya veya bir insanın yaralanmasına canlı olarak şahit olma olasılığımız oldukça düşüktür. Ancak bu durum, şiddetten uzak bir yaşam sürdüğümüz anlamına gelmez. Evlerimizin en merkezi köşesinde yer alan televizyonlar, her gün yüzlerce şiddet içerikli görüntüyü doğrudan yaşam alanlarımıza taşımaktadır.

Yapılan araştırmalar, televizyon aracılığıyla maruz kaldığımız olumsuz içeriklerin boyutunu gözler önüne sermektedir. Baltaş-Baltaş (1997) tarafından gerçekleştirilen çalışmada, bir hafta boyunca ekranlardan yansıyan olumsuz görüntü sayısının 1692 ile 3406 arasında değiştiği saptanmıştır. Haber programlarında ortalama 800 bedensel şiddet vakası izlenirken, bu görüntülerin tekrarıyla birlikte rakam 1800’e yükselmektedir.

Evimizdeki Gizli Tehlike: Elektronik Bakıcı

2006 yılında Emanetoğlu ve Baltaş tarafından yapılan bir araştırma, televizyonun özel alanlarımıza ne kadar sızdığını kanıtlamaktadır. Araştırma verilerine göre evlerin kullanım dağılımı şu şekildedir:

MekanKullanım Oranı
Evlerin genelinde 2 veya daha fazla TV%81,5
Çocuk Odası%33
Mutfak%28
Yatak Odası%18,5

Bu tablo, aile içi iletişimin yerini televizyona bıraktığını göstermektedir. Annelerin televizyonu bir "elektronik bakıcı" olarak kullanması ve eşler arasındaki etkileşimin "reklam arası" ile sınırlanması, toplumsal yapıyı tehdit eden unsurlar arasındadır.

Sanal Karakterlerin Çocuk Karakteri Üzerindeki Etkisi

Kitle iletişim araçlarının hızı, sanal karakterlerin bireyler üzerindeki etkileşimini artırmaktadır. Günlük sohbetlerimizden çocukların oyuncak tercihlerine kadar her alan, televizyon figürleri tarafından kuşatılmış durumdadır. Üreticiler, filmlerdeki sanal karakterleri; oyuncaklar, gıdalar ve bilgisayar oyunları aracılığıyla ticarileştirerek çocukları sanal gerçekliğin içine çekmektedir.

"İyi Amaçlı" Şiddetin Meşrulaştırılması

Televizyon dizilerindeki kahramanlar genellikle "iyi bir amaç" uğruna şiddete başvurur. Bu durum, şiddetin kabul edilebilir bir yöntem olarak algılanmasına neden olur. Çocukların bu karakterlere bakışı şu şekildedir:

  • Çocukların %52'si bu karakterleri güçlü olarak tanımlar.
  • %49'u karakterleri iyi olarak görür.
  • %37,5'i ise onları yardımsever olarak nitelendirir.

Smith ve Donnerstein'a göre çocuklar, toplumun iyiliği için şiddet uygulayan süper kahramanları taklit etmeye daha eğilimlidir. Şiddetin sorun çözme aracı olarak sunulması ve kahramanın bu eylemi sonrası ödüllendirilmesi, saldırgan davranışların artmasına yol açmaktadır.

Şiddet Görüntülerinin İstatistiksel Boyutu ve Psikolojik Etkileri

Singer ve arkadaşları (1998) tarafından yapılan araştırmalar, televizyon izleme süresi arttıkça; anksiyete, depresyon ve post-travmatik stres bozukluğu gibi semptomların da arttığını göstermiştir. Türkiye'de ise bireyler hafta içi ortalama 4,5 saat, hafta sonu 5 saat televizyon izlemektedir.

Çocukların maruz kaldığı şiddet verileri:

  1. 3-6 Yaş Grubu: Yılda ortalama 5590 şiddet, ölüm ve intihar görüntüsü izlemektedir.
  2. 11-17 Yaş Grubu: Yılda ortalama 2787 olumsuz görüntüye maruz kalmaktadır.
  3. Toplam Etki: 3 yaşından 17 yaşına kadar bir çocuk, yaklaşık 59.594 cinayet ve yaralama görüntüsü izlemiş olmaktadır.

İşitsel ve Görsel Uyaranların Algı Üzerindeki Gücü

Emanetoğlu ve Baltaş'ın araştırmasında, çocuklara sadece şiddet içerikli sesler dinletildiğinde dahi, çocukların %74'ünün yaptıkları resimlerde çatışma, bombalama ve yaralama gibi temaları işlediği görülmüştür. Bu oran, hiçbir uyaran verilmeyen grupta %30,5'e düşmektedir. Bu veriler, çocuğun ekrana bakmasa bile sadece sesi duymasının şiddeti algılaması için yeterli olduğunu kanıtlamaktadır.

Sonuç ve Ailelere Öneriler

Ülkemizde uygulanan "Akıllı İşaretler Sistemi" olumlu bir adım olsa da tek başına yeterli değildir. Ebeveynler 7+ veya 13+ uyarısına uyup çocuğu odadan çıkarsa bile, yan odadan gelen sesler çocuğun zihninde şiddet algısını oluşturmaya devam etmektedir.

Şiddetin bir "düzen sağlayıcı edim" olarak kanıksanmaması için toplumsal reflekslerimizi canlı tutmalıyız. Resmi kurumların korumasını beklemek yerine, aile içerisinde bilinçli televizyon izleme düzeni oluşturmak, çocuklarımızı bu açık tehlikeden korumanın en etkili yoludur.

Etiketler

Tüketim alışkanlıklarıTelevizton ve şiddetÇocuklar televizyon seyretmeli miTelevizyonun çocuklara etkisiTelevizyon şiddeti ve çocuklarTv deki şiddet çocukları nasıl etkiliyor

Yazar Hakkında

Uzm. Pedagog Hakan Emanetoğlu

Uzm. Pedagog Hakan Emanetoğlu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.