Parvovirus B19'un Hastalıklardaki Rolü.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Parvovirus B19 Nedir? Genel Bir Bakış
İlk kez 1975 yılında tanımlanan Parvovirus B19, her yaş grubunu etkileyebilen ve bireylerde farklı klinik tablolara yol açabilen bir virüstür. Bu enfeksiyon, özellikle çocuklarda halk arasında 5. Hastalık olarak bilinen Eritema Enfeksiyozum tablosuna neden olmasıyla tanınır. Günümüzde, Parvovirus B19'un yol açtığı kritik klinik tabloların hala tam olarak tanımlanamadığı düşünülmektedir.
Virüsün görülme sıklığı yaş ilerledikçe artış göstermektedir. Enfeksiyon en sık okul çağındaki çocuklarda görülse de, yetişkin yaş grubunda hastalık geçirme oranı %60'a, yaşlılarda ise %90 seviyelerine ulaşmaktadır. Birçok vakada enfeksiyon asemptomatik (belirtisiz) seyrettiği için döküntü görülmeyebilir ve bu durum teşhisin başka klinik tablolarla karışmasına neden olabilir.
Parvovirus B19 Nasıl Bulaşır?
Parvovirus B19 oldukça bulaşıcı bir yapıya sahiptir ve temel olarak üç ana yolla yayılım gösterir. Aile içi bulaşın da yayılımda önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Bulaşma yolları şunlardır:
- Solunum yolu salgıları ve damlacık enfeksiyonu,
- Kan ve kan ürünleri veya bu ürünlerin deriyle teması,
- Anneden bebeğe (vertikal) direkt geçiş.
Klinik Tablolar ve Hastalığın Seyri
Parvovirus B19 enfeksiyonu, hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak farklı klinik formlarda kendini gösterir. Virüsün neden olduğu başlıca tablolar şunlardır:
- Eritem Enfeksiyozum (5. Hastalık)
- Geçici Aplastik Kriz
- Artrit (Eklem İltihabı)
- İntrauterine (Rahim İçi) Enfeksiyonlar
5. Hastalık (Eritema Enfeksiyozum) Belirtileri
Çocuklarda en sık görülen form olan 5. hastalıkta kuluçka dönemi genellikle 14 gündür (4-21 gün arası). Başlangıç semptomları belirgin olmamakla birlikte; ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları ve mide-bağırsak şikayetleri görülebilir. Bu evrede hastalık genellikle tanımlanamaz.
Süreci takiben yüzde "tokat atılmış surat" görünümü veren tipik döküntüler oluşur. Yüzdeki kırmızılığa ağız etrafındaki solukluk eşlik eder. Gövdede başlayan, kollara ve kalçaya yayılan simetrik makulopapüler dantel görünümlü döküntüler kaşıntılıdır. Döküntüler güneş ışığıyla belirginleşebilir. Döküntü ortaya çıktıktan sonra bulaşıcılık azalır ve çocuklar okul aktivitelerine dönebilirler.
Geçici Aplastik Kriz
Parvovirus B19, kemik iliğindeki kırmızı kan hücrelerinin öncülerini enfekte ederek üretimi geçici olarak durdurur. Sağlıklı bireylerde bu durum kendiliğinden düzelirken; orak hücreli anemi, demir eksikliği anemisi veya kronik hemolitik anemisi olan hastalarda ciddi aplastik kriz tabloları gelişebilir. Bu vakalarda hemoglobin seviyelerinde ani düşüş görülür ve ağır durumlarda kalp yetmezliği gelişebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişiler (HIV, organ nakli, malignensi) kronik enfeksiyon açısından risk altındadır.
Artrit ve Eklem Tutulumu
Virüs, hem çocuklarda hem de erişkinlerde artrit ve artraljiye neden olur. Erişkinlerde, özellikle 16-59 yaş arası kadınlarda, periferik eklemleri simetrik olarak tutar. Çocuklarda ise genellikle büyük eklemler asimetrik olarak etkilenir. Parvovirus B19 kaynaklı artritler genellikle kendiliğinden iyileşir, eklemlerde kalıcı hasar bırakmaz ve romatoid artrit ile bir bağlantısı bulunmamaktadır.
Gebelikte Parvovirus B19 ve Riskleri
Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyon; fetal enfeksiyonlara, nonimmun hidrops fetalis tablosuna ve düşüklere yol açabilir. Gebe kadınların yaklaşık %50'si bu enfeksiyonu daha önceden geçirmiş ve bağışıklık kazanmıştır. Ancak enfeksiyonu geçirmemiş gebelerde, özellikle okul çağında çocuğu olanlarda, bulaş riski %30-%50 arasındadır.
| Durum | Risk ve Özellikler |
|---|---|
| Fetal Risk | Gebeliğin ilk yarısında risk daha yüksektir (%2-6). |
| Tanı Yöntemi | Serolojik testler en akılcı teşhis yöntemidir. |
| Klinik Görünüm | Bebekte anemi, hepatomegali ve kardiomegali görülebilir. |
| Semptomlar | Gebelerde enfeksiyon genellikle asemptomatik seyreder. |
Tedavi ve Korunma Yöntemleri
Parvovirus B19 enfeksiyonuna özgü spesifik bir tedavi yöntemi veya antiviral ilaç bulunmamaktadır. Hastalığın tanısı genellikle klinik gözlemle konur ve serolojik testlerle teyit edilir. Virüs üretimindeki zorluklar nedeniyle henüz bir aşı geliştirilememiştir.
Bağışıklık sistemi bozuk olan hastalarda destekleyici tedavi olarak immünoglobulinler uygulanabilir. Hastalıktan korunmak için özellikle risk grubundaki bireylerin ve bağışıklığı olmayan gebelerin hijyen kurallarına dikkat etmesi ve enfekte kişilerden uzak durması önem arz etmektedir.




