Doktorsitesi.com

Kene ve kırım - kongo kanamalı ateşi

Uzm. Dr. Ramazan Gözüküçük
Uzm. Dr. Ramazan Gözüküçük
7 Ocak 20111311 görüntülenme
Randevu Al
Kene ve kırım - kongo kanamalı ateşi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hakkında Genel Bilgiler

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), virüslerin neden olduğu, ağır klinik tablolara yol açan ve yüksek ölüm oranıyla seyreden ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Ülkemizde özellikle son yıllarda halk sağlığı gündeminde önemli bir yer tutan bu hastalık, viral bir hemorajik ateş türüdür.

Hastalığın tarihçesi 1944 yılında Kırım'da görülen vakalarla başlamıştır. Daha sonra 1956'da Kongo'da benzer bir tablonun saptanması ve 1969 yılında her iki bölgedeki hastalığın aynı olduğunun anlaşılmasıyla, literatüre Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ismiyle dahil olmuştur.

KKKA Hastalığının Coğrafi Dağılımı ve Türkiye'deki Durumu

KKKA virüsü dünya genelinde Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa bölgelerinde yaygın olarak görülmektedir. Son dönemlerde Balkanlar, İran, Pakistan ve Güney Afrika gibi bölgelerde de vakalara rastlanmaktadır.

Türkiye'de ise hastalık ilk kez 2002 yılının ilkbahar ve yaz aylarında tespit edilmiştir. Ülkemizdeki yayılım alanları ve dönemsel özellikleri şu şekildedir:

  • Riskli Bölgeler: Başta Tokat, Sivas, Çorum ve Amasya çevresi olmak üzere; İç ve Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Karadeniz Bölgesi'nin güney kesimleri.
  • Görülme Zamanı: Her yıl Mayıs ve Eylül ayları arasında vakalar artış göstermekte, hastalık Temmuz ayında pik yapmaktadır.
  • Süreç: 2002 yılında başlayan salgın günümüzde de etkisini sürdürmeye devam etmektedir.

Bulaşma Yolları ve Risk Grupları

Hastalığa neden olan virüs, evcil ve yabani hayvanları enfekte etse de hayvanlarda genellikle hafif seyreder. Ancak keneler, virüsün insanlara bulaşmasında birincil rolü üstlenir. Özellikle Hyalomma soyuna ait keneler, ülkemizin coğrafi yapısına uyum sağlamış en önemli taşıyıcılardır.

Hastalığın bulaşma yöntemleri şunlardır:

  • Kenelerin vücuda yapışması ve belirli bir süre kan emmesi,
  • Enfekte hayvanların kan ve dokuları ile doğrudan temas edilmesi,
  • Hastanelerde yatan KKKA hastalarının vücut sıvıları yoluyla sağlık çalışanlarına veya diğer hastalara bulaşması.

Bu risk faktörleri nedeniyle; kırsal alanda yaşayanlar, hayvancılıkla uğraşanlar ve bu bölgelere seyahat eden kişiler en yüksek risk grubunda yer almaktadır.

Belirtiler ve Klinik Tablo

Kene ısırığı sonrası kuluçka süresi genellikle 1-3 gün (en fazla 9 gün) iken, kan ve doku temasıyla bulaşmalarda bu süre biraz daha uzayabilir. Hastalığın seyri sırasında şu belirtiler gözlemlenir:

Belirti TürüSık Görülen Şikayetler
Genel BelirtilerAteş, kırgınlık, halsizlik, şiddetli baş ağrısı, iştahsızlık
AğrılarKollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrı
Sindirim SistemiKusma, karın ağrısı veya ishal
Görsel BulgularYüz ve göğüste morarma, gözlerde kızarıklık, vücutta mor lekeler

Hastalığın ilerleyen safhalarında burun kanaması, idrarda kan ve vajinal kanama gibi ciddi kanamalar görülür. Karaciğer tutulumuna bağlı hepatit, karaciğer ve böbrek yetersizlikleri gelişebilir. Ölüm oranı yaklaşık %30 civarındadır ve genellikle hastalığın ikinci haftasında gerçekleşir.

Teşhis ve Tedavi Yöntemleri

KKKA teşhisi, hastanın kan veya doku örneklerinden virüsün (veya RNA'sının) izole edilmesi ve antikorların serolojik olarak gösterilmesiyle konur. Günümüzde PCR gibi moleküler tanı yöntemleri başarıyla kullanılmaktadır.

Hastalığın yönetimi hakkında bilinmesi gerekenler:

  1. Spesifik Tedavi Yoktur: Hastalığın doğrudan bir ilacı bulunmamaktadır; tedavinin temeli destek tedavisidir.
  2. Destek Tedavisi: Kan ve kan ürünlerinin replasmanı (takviyesi) hayati önem taşır.
  3. İlaç Kullanımı: Antiviral bir ilaç olan ribavirin kullanılabilse de ağır yan etkileri nedeniyle sıkı takip gerektirir.
  4. Aşı Durumu: Henüz etkili bir aşısı bulunmamaktadır, ancak bilimsel çalışmalar sürmektedir.

Korunma ve Kontrol Önlemleri

KKKA'dan korunmak için kişisel önlemler ve çevresel kontroller hayati önem taşır. Hastalarla temas sırasında mutlaka maske ve eldiven kullanılmalı, vücut sıvılarıyla temastan kaçınılmalıdır.

Kenelerden korunmak için dikkat edilmesi gerekenler:

  • Riskli alanlarda (hayvan barınakları, otlaklar) vücut düzenli olarak kene yönünden kontrol edilmelidir.
  • Vücuda yapışan keneler asla ezilmemeli, üzerine kimyasal dökülmemeli; bir pens yardımıyla ağız kısmı koparılmadan, çivi çıkarır gibi sağa sola oynatılarak çıkarılmalıdır.
  • Açık alan ziyaretleri sonrası vücut taraması yapılmalı; çalı ve otluk yerlere çıplak ayakla girilmemelidir.
  • Avcılar ve orman işçileri lastik çizme giymeli veya pantolon paçalarını çorap içine sokmalıdır.
  • Hayvan sahipleri hayvanlarını düzenli olarak ilaçlamalı, gerekirse cilde veya elbiselere uygulanabilen böcek kaçıranlar (repellent) kullanılmalıdır.

Cenaze İşlemlerinde Dikkat Edilecek Hususlar: KKKA nedeniyle gerçekleşen ölümlerde bulaşmayı önlemek için cenaze; plastik önlük ve eldivenle hazırlanmalı, 1/10'luk çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir. Ceset torbasına konulmalı, tabut mühürlenmeli ve en az iki metre derinliğe tabutla birlikte gömülmelidir.

Etiketler

Kırım - kongo kanamalı ateşiKeneKaraciğer ve böbrek yetersizlikleriKırım - kongo kanamalı ateşi teşhisKeneden korunma

Yazar Hakkında

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.