Doktorsitesi.com

Gastrit değil reflüsünüz.

Prof. Dr. Ahmet Gökhan Türkçapar
Prof. Dr. Ahmet Gökhan Türkçapar
5 Aralık 200618810 görüntülenme
Randevu Al
Gastrit değil reflüsünüz.
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Türkiye'de Reflü Gerçeği ve Görülme Sıklığı

Türkiye'de her 5 yetişkinden birinde görülen reflü, toplumun yaklaşık 8-10 milyonunu etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Ege Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar, hastalığın yaygınlığını ortaya koyarken, hastaların büyük bir kısmının reflünün ne olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını göstermektedir. Sosyal hayatı en olumsuz etkileyen rahatsızlıklardan biri olan reflü, yaşam kalitesini kalp yetmezliği seviyesine kadar düşürebilmektedir.

Reflü Belirtileri ve Teşhis Sürecindeki Yanılgılar

Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçmasıyla karakterize bir hastalıktır. Ancak belirtileri genellikle başka hastalıklarla karıştırılmaktadır. Bu durum, hastaların yanlış branşlarda tedavi aramasına ve gereksiz tıbbi müdahalelere maruz kalmasına neden olmaktadır.

Reflünün yaygın belirtileri şunlardır:

  • Mide ağrısı ve göğüs kafesi arkasında yanma hissi
  • Mide içeriğinin ağza gelmesi
  • Nedensiz öksürük ve boğaz ağrısı
  • Ses kısıklığı ve göğüs ağrısı

Teşhis aşamasında yaşanan en büyük sorun, reflü hastalarına genellikle gastrit, farenjit veya larenjit teşhisi konulmasıdır. Göğüs ağrısı nedeniyle kalp krizi şüphesiyle anjiyo yapılan veya boğaz şikayetleri nedeniyle bademcikleri alınan reflü hastaları bulunmaktadır. Uzun yıllar mide şikayeti yaşayan hastalarda mutlaka reflü ihtimali değerlendirilmelidir.

Reflü ve Mide Fıtığı İlişkisi

Reflü hastalarının yaklaşık %40'ı hastalığı hafif derecede yaşarken, %10'luk bir kesimde mide fıtığı görülmektedir. Mide fıtığı, diyaframdaki yemek borusu deliğinin genişlemesi sonucu mide ve yemek borusu birleşimindeki kapak sisteminin yukarı kaymasıdır. Bu gruptaki hastalarda asit düşürücü ilaçlar yetersiz kalabilmekte ve şikayetler kronikleşmektedir.

Tedavi YöntemiEtki SüresiÖzellikleri
İlaç TedavisiGeçiciİlaç bırakıldığında şikayetler tekrarlar.
Sosyal TedbirlerDestekleyiciDiyet ve yaşam tarzı değişikliği gerektirir.
Laparoskopik CerrahiKalıcıKesin ve kalıcı tedavi yöntemidir.

Laparoskopik Reflü Cerrahisi ve Avantajları

Reflü tedavisinde asit düşürücü ilaçlar sadece kullanıldıkları sürece etkilidir. Kalıcı çözüm arayan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya ömür boyu ilaç kullanmak istemeyen hastalar için laparoskopik cerrahi en etkili seçenektir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda yaklaşık 70 bin reflü ameliyatı gerçekleştirilmektedir.

Ameliyat Kimlere Önerilir?

  • Mide fıtığı olan hastalar
  • Yemek borusunda yara (erozyon) gelişenler
  • Genç yaştaki hastalar ve sürekli ilaç kullanmak istemeyenler
  • Yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulanlar

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Laparoskopik cerrahi sonrası hastalar genellikle bir gün hastanede kalır ve 2-3 gün içinde işlerine dönebilirler. İyileşme süreci oldukça hızlı ilerlemektedir:

  1. İlk Gün: Ameliyat akşamı taburcu olunabilir, hemen beslenme başlar.
  2. İlk Hafta: Lapa kıvamında gıdalar tüketilir ve işbaşı yapılır.
  3. Birinci Ay: Yumuşak gıda dönemi tamamlanır ve tüm diyet kısıtlamaları kalkar.

Ameliyat sonrası bir aylık süre geçtiğinde hastalar; kahve, portakal suyu ve alkol gibi daha önce yasak olan gıdaları tüketebilir, yüksek yastık kullanma zorunluluğundan kurtularak yeme özgürlüklerine kavuşurlar.

Uzmanlık ve Tecrübenin Önemi

Laparoskopik reflü cerrahisi, bu alanda uzmanlaşmış cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Bir cerrahın bu konuda yetkin sayılabilmesi için yaklaşık 200 ameliyat tecrübesine sahip olması ve yılda en az 50 vaka görmesi önerilmektedir. Başarı için cerrahın özellikle laparoskopik yöntemler üzerine yoğunlaşmış olması kritik önem taşır.

Etiketler

Gastrit değil reflüsünüzGastrit ve reflüGastrit ağrısıGastrit boğaz ağrısi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ahmet Gökhan Türkçapar

Prof. Dr. Ahmet Gökhan Türkçapar

Prof. Dr. Ahmet Gökhan TÜRKÇAPAR, 1964 yılında doğmuştur. Lise öğrenimini Ankara Kocatepe Mimar Kemal Lisesi'nde bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1987 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1987-1992 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği'nde yapmış ve Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.