Dekübit ülseri (yatak yarası)

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Dekübit Ülseri (Yatak Yarası) Nedir?
Dekübit ülseri, halk arasında bilinen adıyla yatak yarası veya bası yarası, genellikle hareket kabiliyeti kısıtlı ve düşkün hastalarda görülen ciddi bir doku ülserasyonudur. Tıp dünyasında bası yaralarının patogenezi anlaşıldığından beri, en başarılı tedavi yöntemi bu yaraların oluşmasını en baştan önlemek olarak kabul edilmiştir.
Preoperatif değerlendirme ve hazırlık sürecinde ülser yakından takip edilmelidir. Eğer bu süreçte yarada önemli bir iyileşme gözlemlenirse, nonoperatif (ameliyatsız) tedavi seçeneklerine devam edilebilir. Ancak tüm önlemlere rağmen derin bası yaraları meydana gelmişse, tek etkin tedavi yöntemi geniş cerrahi eksizyon ve flep ile rekonstrüksiyon işlemleridir.
Bası Yaralarında Patogenez ve Oluşum Nedenleri
Bası yaralarının gelişiminde birden fazla faktör rol oynamaktadır. Patogenezde etkili olan temel unsurlar şunlardır:
- Basınç
- Enfeksiyon
- Ödem
- Denervasyon
- Sıyırıcı güçler
- Maruziyet süresi
- Nem
Basınç ve İskemi İlişkisi
Dokudaki kapiller yatakta venöz uçtaki kan basıncı 12 mmHg, arteriyel uçta ise 32 mmHg'dır. Doku üzerindeki eksternal kompresyon kuvveti kapiller yatak basıncını aşarsa, perfüzyon bozulur ve iskemi gelişir. Kas dokusu iskemiye ciltten daha duyarlı olduğu için ilk patolojik değişiklikler kemik üzerindeki kasta başlar; ardından çevre yumuşak doku ve ciltte hasar görülür.
Enfeksiyon ve Doku Direnci
Bası sonucu gelişen lenfatik fonksiyon bozukluğu ve iskemi, bakteriyel invazyon riskini artırır. Basıya maruz kalan cildin direnci azalırken, bakterilerin neden olduğu kollejenolitik aktivite cilt nekrozunu hızlandırır.
Ödem ve Lenfatik Sistem
Eksternal basınç 12 mmHg sınırını geçtiğinde venler genişler ve total doku basıncı artar. Bunun sonucunda gelişen plazma ekstravazasyonu ödeme yol açar. Özellikle paraplejik hastalarda kas fonksiyon bozukluğu, lenfatik pompayı bozarak ödemi şiddetlendirir.
Denervasyon ve Sıyırıcı Güçler
His kusuru, hastanın maruz kaldığı basıncın şiddetini algılamasını engeller. Ayrıca, denerve kaslardaki pompa bozukluğu staz ve ödeme katkıda bulunur. Sıyırma (shear) ise hastanın yatakta hareket ettirilmesi sırasında doku katmanları arasında traksiyon oluşturarak damarların gerilmesine, kopmasına ve ülser oluşumuna neden olur.
Hasta Bakımında Kritik Kriterler
Başarılı bir iyileşme süreci için aşağıdaki kriterlerin eksiksiz uygulanması hayati önem taşır:
- Beslenme Düzeni: Dokuların onarımı için yeterli kalori ve protein desteği sağlanmalıdır.
- Enfeksiyon Kontrolü: Üriner sepsis ve pulmoner enfeksiyonlara karşı dikkatli olunmalıdır.
- Basıncın Giderilmesi: Yaranın ilerlemesini durdurmak için temel şarttır.
- Spazm ve Kontraktür Yönetimi: Fizik tedavi ve ilaç desteği ile kas sağlığı korunmalıdır.
Beslenme ve Destek Tedavisi
| Parametre | Hedef Değer / Destek |
|---|---|
| Günlük Nonprotein Kalori | 25-35 cal/kg |
| Günlük Protein Alımı | 1.5-3 gr/kg |
| Serum Albümin Seviyesi | 2 gr/dl |
| Hemoglobin (Hb) Seviyesi | 10 mg/dl üzeri |
| Vitamin Desteği | A ve C Vitaminleri |
| Mineral Desteği | Zn, Ca, Cu, Ferröz Fe |
Enfeksiyon Yönetimi ve Pulmoner Bakım
Bası yaralarında en sık stafilokok, streptokok ve enterik organizmalar (E.coli, psödomanas) görülür. Tedavide kültüre uygun parenteral antibiyotik başlanmalıdır. Pulmoner enfeksiyon riskine karşı; pulmoner drenaj, pozisyon değişimi, derin soluma egzersizleri ve bronkodilatör kullanımı ihmal edilmemelidir.
Cerrahi Dışı Tedavi Seçenekleri
Ciddi tıbbi sorunlar nedeniyle cerrahiye uygun olmayan hastalarda, basının giderilmesi ve beslenmenin düzenlenmesi ile ülser stabilize edilebilir. Bu süreçte kullanılan yöntemler şunlardır:
- Sistemik ve topikal antibiyotikler
- Cerrahi ve enzimatik debritman
- Yara bakım ürünleri ve nemli pansuman uygulamaları
- Spazm çözücü ilaçlar (Örn: Baklofen 4x 5-10 mg/gün)
- Agresif fizik tedavi (Kontraktürlerin önlenmesi için)





