Doktorsitesi.com

Çocuk gelinler olmasın

Dr. Cem Keçe
Dr. Cem Keçe
12 Ekim 2010936 görüntülenme
Randevu Al
Çocuk gelinler olmasın
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Erken Yaşta Evlilikler ve Toplumsal Algı

Son yıllarda cinsel işlev bozuklukları nedeniyle sağlık kuruluşlarına ve cinsel sağlık hatlarına yapılan başvuruların artışı, yeni evlenecek çiftleri de ciddi şekilde endişelendirmeye başlamıştır. Ülkemizde erken yaşta evlilikler uzun yıllardır süregelen bir olgu olmasına rağmen, toplumun büyük bir kesimi tarafından halen bir "sorun" olarak görülmemektedir.

Evliliğin en önemli meşruluk kaynaklarından biri olan toplumsal mutabakat, bu tür evliliklerin temelini oluşturmaktadır. Ataerkil ve geleneksel toplum yapısı, erken yaşta evlilikleri normalleştirmiş ve meşrulaştırmıştır. Oysa bu durum, özellikle kız çocuklarının toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte ve hayat tercihlerini kısıtlamaktadır.

Ünzile’lerin Sorunu: Bir Yoksulluk ve Refah Meselesi

Ünzile’ler olarak sembolleşen çocuk gelinler meselesi, sadece sosyo-kültürel bir sorun değil, özünde bir yoksulluk sorunudur. Elimizdeki veriler, ülkemizde hem erkeklerin hem de kadınların büyük çoğunluğunun yoksul olduğunu göstermektedir. Kadınlar bu yoksulluktan daha fazla etkilenmekte ve yaşamlarının her alanında bunun sonuçlarını daha ağır yaşamaktadırlar.

Özellikle açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerde, bu durum çocuk yaşta yaptırılan evliliklerle kendini göstermektedir. Soruna sadece kültürel bir perspektifle yaklaşmak, her çabanın yarım kalmasına neden olacaktır. Bu toplumsal sorunu çözmek için şu gerçekler kabul edilmelidir:

  • Sorun, bir yoksullukla mücadele sorunudur.
  • Sorun, bir cinsel eğitimsizlik sorunudur.
  • Çözüm, ailelerin refah düzeyinin artırılmasından ve sosyal devlet anlayışının egemen kılınmasından geçmektedir.

Çocuk Gelinler ve Elinden Alınan Cinsel Haklar

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) olarak, "Huzurlu insan, sağlıklı cinsellik, mutlu bir evlilik ve aile yaşantısı için…" sloganıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cinsel sağlık, ancak cinsel hakların tanındığı ve saygı duyulduğu ortamlarda mümkündür. Erken yaşta evlilikler, kadınları eğitimsizlik, yoksulluk ve bağımlılık döngüsüne hapsederek cinselliğe dair haklarını ellerinden almaktadır.

Çocuk gelinler, cinsel baskının her türünü, zorlamayı, istismarı ve tacizi reddetme hakkı olan cinsel özgürlük hakkını kullanamaz hale gelmektedir. Evlenip evlenmemek, çocuk sahibi olma kararı veya eş seçimi gibi temel kişisel tercihler bu çocuklar için söz konusu olamamaktadır.

Çözüm İçin Devlet Politikası ve Eğitim Şart

Uçan Süpürge tarafından yürütülen ve Sabancı Vakfı tarafından finanse edilen Çocuk Gelinler Projesi gibi gönüllü girişimleri desteklemekle birlikte, bu sorunun sadece gönüllü çabalarla çözülemeyeceğine inanıyoruz. Bu mesele, kapsamlı bir devlet projesi haline getirilmelidir.

Sağlıklı bir toplum yapısı için önerilen stratejik adımlar şunlardır:

Uygulama AlanıÖnerilen Faaliyet
Zorunlu EğitimSüre hızla 12 yıla çıkarılmalı ve kız çocukları teşvik edilmelidir.
Maddi DestekEğitim döneminde kız öğrencilerin aileleri ekonomik olarak desteklenmelidir.
MüfredatAnaokulundan itibaren zorunlu Cinsel Eğitim verilmelidir.
Yasal ZorunlulukEvlilik öncesi cinsel danışmanlık ve anne-baba eğitimleri şart olmalıdır.

Eğitim ve öğretim imkanlarını kullanarak kendini yetiştirmiş bireylerin egemen olduğu bir toplum; ruhen, bedenen ve fikren sağlıklı aileler oluşturmak açısından kritik öneme sahiptir.

Etiketler

Cinsel sağlık enstitüsü derneğiCinsel sağlık hatlarıÇocuk gelinler projesiÇocuk gelinÇocuk gelinler makale

Yazar Hakkında

Dr. Cem Keçe

Dr. Cem Keçe

Psikoterapist & Cinsel Terapist & Evlilik Terapisti
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Aile Danışmanlığı eğitimi aldı. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yüksek Lisans yaptı. Azerbaycan Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Psikiyatri İhtisası yaptı.                     

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.