Cinsel ilişkiye girememe hastalığı - cig

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Cinsel İlişkiye Girememe Sorunu ve Toplumsal Tabular
Cinsel ilişkiye girememe hastalığı (CİG), günümüzde birçok yeni evli çiftin karşılaştığı ancak konuşmaktan çekindiği ciddi bir sağlık sorunudur. Sevda ve Hasan örneğinde olduğu gibi, severek evlenen çiftler dahi biyolojik veya psikolojik nedenlerle ilk gece ve sonrasında cinsel birleşmeyi gerçekleştiremeyebilirler. Bu durum, çiftlerde umutsuzluk, karamsarlık ve yetersizlik hissi yaratarak evlilik birliğini temelinden sarsabilmektedir.
Ülkemizde cinselliğin halen ayıp, günah ve yasak bir tabu olarak görülmesi, cinsel eğitimsizliği de beraberinde getirmektedir. Bilgi eksikliği ve kulaktan dolma cinsel mitler, çiftlerin doğal bir süreci bir kabusa dönüştürmesine neden olur. Özellikle tıbbi müdahalelerin (kızlık zarı ameliyatı gibi) her zaman çözüm sunmaması, sorunun kaynağının çoğu zaman psikolojik ve düşünsel olduğunu kanıtlamaktadır.
Cinsel İlişkiye Girememe Hastalığı (CİG) Nedir?
Cinsel ilişkiye girememe hastalığı, evliliğin ilk günlerinde veya ilerleyen süreçte cinsel birleşmenin teknik olarak tamamlanamamasıdır. Bu durum klinik olarak üç farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır:
- Vajinismus: Kadının cinsel ilişki sırasında vajina kaslarını ve tüm vücudunu istem dışı kasarak ilişkiye izin vermemesidir. Genellikle ilk ilişkinin acılı olacağı korkusundan kaynaklanır.
- Bağlanma: Sorunun erkekten kaynaklandığı durumdur. Erkek, ilişki için yeterli ereksiyonu sağlayamaz veya birleşme gerçekleşmeden boşalır. Temelinde performans anksiyetesi yatar.
- İlk Gece Sendromu: Çiftin cinsel bilgisizlik ve heyecan nedeniyle yaşadığı geçici başarısızlık durumudur. Bilgilendirme ile kolayca çözülebilir.
Vajinismus ve Bağlanma Nedenleri
| Durum | Temel Nedenler |
|---|---|
| Vajinismus | Kızlık zarı kanaması korkusu, cinselliği görev olarak görme, geçmiş öfkeler. |
| Bağlanma | Erkekliği kanıtlama çabası, başaramama korkusu, cinsel deneyim azlığı. |
Kızlık Zarı Hakkındaki Yanlış İnanışlar ve Gerçekler
Toplumda kızlık zarının "yırtılan, patlayan veya şiddetli kanayan" bir yapı olduğuna dair yanlış bir inanış hakimdir. Oysa normal bir kızlık zarı, normal şartlar altında delinmez, patlamaz ve şiddetli ağrı yapmaz. İlk ilişkide sadece hafif bir esneme veya açılma olur; bu durum genellikle çift tarafından hissedilmez.
İlk gece korkusunu tetikleyen unsurlar:
- Çiftin üzerinde kurulan toplumsal "namus" ve "erkeklik ispatı" baskısı.
- Kapıda kanlı çarşaf bekleyen aile büyüklerinin yarattığı gerginlik.
- Yetersiz ön sevişme ve kadının fizyolojik olarak ilişkiye hazırlanmaması.
- Yanlış bilgilendirme sonucu oluşan "canım yanacak" beklentisi.
Cinsel Sorunların Çözümü İçin Ne Yapılmalı?
Cinsel işlev bozuklukları asla tek kişinin sorunu değildir; bu bir çift sorunudur. Sorunu yok saymak veya hayatın tek merkezi haline getirmek çözümü zorlaştırır. CİG bir kader değildir ve uzman bir cinsel terapist eşliğinde kısa sürede tedavi edilebilir.
Çözüm odaklı yaklaşımlar şunlardır:
- Cinsel Terapi: Çiftin cinselliğe bakış açısını değiştiren ve bedenlerini keşfetmelerini sağlayan profesyonel destek.
- Cinsel Eğitim: Okullarda ve evlilik öncesi dönemde bilimsel kaynaklı eğitimlerin verilmesi.
- Kurumsallaşma: Eski sağdıçlık kurumunun yerini alacak modern Evlilik Öncesi Cinsel Danışmanlık merkezlerinin kurulması.
Sonuç olarak; cinsellik, kadın ve erkek arasında sevginin ve zevkin paylaşımıdır. Toplumsal baskılardan arınmış, doğru bilgiye dayalı bir yaklaşım, sağlıklı bir evliliğin anahtarıdır.


