Bilişsel Davranışçı açıdan Sosyal Fobi ve Terapisi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sosyal Fobi Nedir? Belirtileri ve Fiziksel Etkileri
Sosyal fobi, bireyin tanımadığı kişilerle karşılaştığı veya başkaları tarafından değerlendirilebileceği ortamlarda hissettiği yoğun korku ve kaygı durumudur. Bu süreçte kişi; olumsuz düşünceler geliştirileceği, rezil olacağı, aşağılanacağı veya alay edileceği korkusuyla sosyal kaçınma davranışı sergiler. Kaygı ve korku anında vücutta belirgin fizyolojik değişimler meydana gelir.
Sosyal fobi ve kaygı durumunda en sık görülen fiziksel belirtiler şunlardır:
- Yüz kızarması ve aşırı terleme
- Kalp çarpıntısı ve titreme
- Kekeleme veya konuşma güçlüğü
Kaygı yaratan durumla karşılaşıldığında her zaman anksiyete ortaya çıkar. Zamanla bu duruma eşlik eden fizyolojik belirtiler, sosyal fobinin panik atak biçimine dönüşmesine neden olabilir.
Sosyal Fobi Türleri ve Ergenlik Dönemi
Sosyal fobi genellikle ergenlik döneminde, kalabalık gruplardan ziyade daha küçük ortamlarda başkaları tarafından değerlendirilme korkusuyla başlar. Bu durum çoğunlukla düşük benlik saygısı ve eleştirilme korkusu ile paralellik gösterir. Dünya Psikiyatrisi Birliği ve DSM-IV kriterlerine göre sosyal fobi farklı kategorilerde incelenir:
| Fobi Türü | Açıklama |
|---|---|
| Yaygın Sosyal Fobi | Korku, kaygı ve kaçınma davranışının tüm sosyal durumları kapsayacak şekilde genellenmesidir. |
| Özgül Sosyal Fobi | Belirli bir sosyal duruma (örneğin; karşı cinsle tanışma) odaklanmış yoğun kaygıdır. |
Önemli Not: DSM-IV, yaygın sosyal fobi tanısı konulurken çekingen kişilik bozukluğu olasılığının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Çekingen Kişilik Bozukluğu Belirtileri
Ergenlik döneminde başlayan; değersizlik, yetersizlik ve aşırı duyarlılıkla seyreden sürekli bir örüntüdür. DSM-IV uyarınca tanı koymak için aşağıdaki maddelerden en az dördünün varlığı yeterlidir:
- Eleştirilme veya dışlanma korkusuyla yoğun etkileşim gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınma.
- Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmeme isteği.
- Rezil olma ve alay edilme düşüncesiyle yakın ilişkilerden uzak durma.
- Sosyal ortamlarda sürekli eleştirilme ve dışlanma düşüncesine sahip olma.
- Yetersizlik duygusu nedeniyle yeni kişilerle aynı ortamda bulunmaktan kaçınma.
- Kendini sosyal açıdan beceriksiz, çekiciliği olmayan ve diğerlerinden aşağı görme.
- Mahcup düşme korkusuyla kişisel girişimlerde bulunmaktan ve etkinliklere katılmaktan kaçınma.
- Yaygın sosyal fobi ile örtüşen birçok özelliğe sahip olma.
Sosyal Fobiyi Tetikleyen Durumlar ve Bilişsel Yapı
Sosyal fobinin temelinde üç ana boyut bulunur: Başkaları tarafından incelenme korkusu, performans sergileme korkusu ve bu durumlardan kaçma eğilimi. En sık rastlanan fobik durumlar arasında şunlar yer alır:
- Başkalarıyla veya yetkili kişilerle tanıştırılma
- Telefon kullanma ve misafir kabul etme
- Bir işi yaparken izlenme veya şakaya maruz kalma
- Restoranda yemek yeme veya topluluk önünde konuşma
- Başkalarının önünde yazı yazma ve alışveriş yapma
Sosyal fobinin ortaya çıkmasında olumsuz bilişsel yapı etkin rol oynar. Bu yapı; tehdit edici durumları abartma, olumsuz yargılanma sonucu ret inancı, kaygısız performans beklentisi ve katı mükemmeliyetçi kurallar üzerine kuruludur.
Sosyal Fobi Terapisinde Uygulanan Teknikler
Bilişsel şemalar sosyal fobiyi ortaya çıkaran en büyük etkenlerdir. Terapide başarı sağlamak için üç temel teknik uygulanır:
1. Kaygı ile Yüzleştirme Tekniği
Kişinin kaygı duyduğu durumlarla hiyerarşik bir sırayla (kolaydan zora) karşı karşıya getirilerek alışma ve sönme davranışının oluşması amaçlanır. Davranışsal egzersizler önce provayla, ardından gerçek hayatta uygulanır. Terapist bu süreçte danışana rol model olabilir.
2. Bilişsel Yeniden Yapılandırma
Bu aşamada iki temel amaç vardır: Dikkati rezil olma korkusundan etkileşim alanına çekmek ve mükemmeliyetçi beklentilerin süreci sabote etmesini engellemek. Hastanın temel korkularını analiz etmek için "Şayet bu olursa, senin için ne anlama gelir?" gibi sorgulayıcı sorular kullanılır.
Bilişsel eğitim sürecinde bireyin sahip olduğu on temel girişkenlik hakkı şunlardır:
- Kendi duygu ve davranışlarını yargılama hakkı.
- Mazeret göstermeme ve görüşünü değiştirme hakkı.
- Hata yapma ve sorumluluğunu alma hakkı.
- "Bilmiyorum", "Anlamadım" veya "Beni ilgilendirmiyor" deme hakkı.
- Mantıksız karar verme ve kendini sevdirme çabası göstermeme hakkı.
3. Sosyal Beceri Eğitimi
Bilişsel süreçler tamamlandıktan sonra motor becerilerin geliştirilmesine geçilir. Bu aşamada; dinleme, konuşma başlatma, talepte bulunma, eleştiriye tepki verme ve kendini ifade etme gibi beceriler üzerinde çalışılır. Göz teması, ses tonu ve konuşma hızı gibi unsurlar bu eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Psk. Ayhan ALTAŞ




