Akciğer zarı (plevra) hastalıkları

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Akciğer Zarı ve Plevra Boşluğu Nedir?
Her iki akciğerin dış yüzeyini ve göğüs kafesinin içini kaplayan hayati öneme sahip zara plevra denir. Akciğerler ile göğüs kafesi arasında potansiyel bir boşluk bulunur ve normal şartlarda bu plevra boşluğunda yaklaşık 20 mililitre sıvı mevcuttur. Bu sıvı, solunum sırasında akciğerlerin rahat hareket etmesini sağlar.
Plörezi Nedir ve Neden Olur?
Plörezi, akciğer zarları (plevra) arasında anormal miktarda sıvı birikmesi durumudur. Bu durum tek başına bir hastalık olabileceği gibi, akciğer kaynaklı veya akciğer dışı birçok farklı hastalığa bağlı olarak da gelişebilir.
Plöreziye sebep olan başlıca durumlar şunlardır:
- Enfeksiyonlar: Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar (zatürre), tüberküloz (verem), akciğer absesi ve plevranın kendi iltihabı olan ampiyem.
- Tümörler: Akciğer kanseri, akciğer zarının kanseri (mezotelyoma) ve diğer organ kanserlerinin akciğer zarına yayılımı.
- Romatizmal Hastalıklar: Romatoid artrit, SLE (lupus) ve Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF).
- Organ Yetmezlikleri: Kalp, böbrek veya karaciğer yetmezliği, tiroid bezinin az çalışması ve vücutta protein azalması.
- Travmalar: Yemek borusu veya lenf yolları yaralanmaları ile kaburga kırıklarına bağlı kanamalar.
- Diğer Etkenler: Bazı ilaçların kullanımı veya göğüs bölgesine uygulanan ışın tedavileri.
Akciğer Zarı Hastalıklarının Belirtileri
Akciğer zarı hastalıklarında hastalar genellikle belirgin şikayetlerle hekime başvururlar. Hastalığın ilerleme hızı, semptomların şiddetini doğrudan etkiler. En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Nefes darlığı
- Göğüs ağrısı
- Halsizlik
- İştahsızlık
Plevral Tümörler ve Mezotelyoma
Akciğer zarlarında hem iyi hem de kötü huylu tümörler görülebilir. Kötü huylu olan ve mezotelyoma olarak adlandırılan akciğer zarı kanseri, oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Bu hastalık genellikle, Türkiye'nin bazı bölgelerinde beyaz toprak içinde bulunan asbest maddesine uzun süre maruz kalınması sonucu oluşur. Günümüzde yeni tedavi yöntemleri ile bu hastaların yaşam süresi uzatılabilmektedir.
İyi huylu akciğer zarı tümörleri ise genellikle tesadüfen teşhis edilir. Bu tür tümörler çoğu zaman cerrahi müdahaleye gerek kalmadan düzenli takip ile kontrol altında tutulabilir.
Ampiyem: Akciğer Zarının İltihabı
Ampiyem, akciğer zarlarının doğrudan iltihaplanmasıdır. Bu durum doğrudan zarlarda başlayabileceği gibi, tam iyileşemeyen bir akciğer iltihabından da kaynaklanabilir. Geçmişte en sık neden tüberküloz iken, günümüzde tüberküloz dışı bakteriler daha yaygın görülmektedir. Ampiyem, sabır gerektiren uzun soluklu bir tedavi sürecine sahiptir.
Tanı ve Teşhis Yöntemleri
Akciğer zarı hastalıklarında doğru teşhis için öncelikle ayrıntılı hasta hikayesi ve titiz bir fizik muayene yapılır. Ardından aşağıdaki radyolojik ve girişimsel yöntemlere başvurulur:
| Yöntem | Açıklama |
|---|---|
| Radyolojik Tetkikler | Röntgen, ultrason ve bilgisayarlı tomografi (BT). Tomografi, sıvının durumunu en net gösteren yöntemdir. |
| Torasentez | Göğüs boşluğunda biriken sıvıdan enjektör yardımıyla örnek alınması işlemidir. |
| Kapalı Plevra Biyopsisi | Kalın bir iğne yardımıyla zardan örnek alınmasıdır; ancak tanı oranı her zaman yeterli olmayabilir. |
| Torakoskopi (VATS) | Kapalı yöntemle, kamera eşliğinde küçük deliklerden girilerek yapılan işlemdir. Kesin tanı için en güvenilir yöntemdir. |
Tedavi Yaklaşımları
Plevra hastalıklarında tedavi, konulan teşhise göre değişkenlik gösterir. Tedavi süreci; ilaç tedavisi, drenaj, cerrahi müdahale veya bu yöntemlerin kombinasyonu şeklinde planlanır.
Özellikle kötü huylu hastalıklara bağlı olarak tekrarlayan plörezilerde, sıvının boşaltılmasının ardından plörodezis (yapıştırma) işlemi uygulanabilir. Bu işlem, sıvı boşaltılan kateter içerisinden özel maddeler verilerek akciğer zarlarının birbirine yapıştırılmasını hedefler.



